Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web



523 "Swan Song"

Geldik bir sezonun daha sonuna Dawson & Joey ilişkisinin sonu geldi diyenler sezon finalini önceden seyredip alışılmış ve sıradan bulanlar zerre kadar umurumda değiller. :) Taa ilk günden beri Dawson & Joey nin bereaberliğini keyifle izleyen destekleyen ve sayıları hiç te az olmayan insanların son bölümü benim gibi büyük bir mutlulukla seyrettiklerine eminim. Dawson & Joey den nasıl olsa bahsedeceğim o yüzden önce biraz diğer karakterlere deyineyim. Pacey ve Audrey her ne kadar en başta Audreyi pek benimseyemesem de bugüne kadar Paceye en uygun olan kızın o olduğunu düşünüyorum. Paceye tembel romantik demesinin ne kadar yersiz olduğunu kendi de uygulamalı olarak gördü. :)

Jacke gelince bence yardım severlikten öte her şeye rağmen o çocuktan hoşlandığı için onunla kalmak istedi. Yardım falan bahane. :) Jen Dawson sayesinde doğru kararı verip anne ve babasıyla sorunlarını çözümlemeye gitti. Büyükkanne gerçketen çok şirindi ve yeniden Dawson & Joey ... mektup ta ne yazdığını bilmesek te Joeynin içinde bir şeyleri ışık hızıyle harekete geçirdiği kesin. Hava alanında neredeyse hesap sorar gibi "Bana nasıl veda edersin" deyipte içinde kalan tüm korkuları ve kaygıları bir anda açığa vurması cidden ama cidden çok güzeldi. En sonunda kendisi de Dawsona veda etme fikrinin saçmalıktan öteye gidemeyeceğini farketti. Zaten ne oluyorsa Joeynin bu kendini bulma (!) çabalarından oluyor . Yalnız Dawsonın gördüğü rüya yoksa kabus mu demeliydim? Bir an için benim de yüreği mi ağzıma getirdi. Her ne kadar sezonun bu şekilde sonlanmayacağını bilsemde insan yine de bir tuhaf oluyor hele Joeynin "'Bir şansımız vardı ama sen kendi yoluna gittin" demesi ve o anda Dawsonın yüz ifadesi çok dokunaklıydı. Fonda bir müzik var mıydı? Hatırlamıyorum.

Çok hoşuma giden bir diğer sahne ise Dawson ve Joey öpüştükten sontra Dawsonın Joeye sende uçaklara binmemi engellemek gibi kötü bir huy var demesi, çoook şirindi. Ayrıca Joeynin yağmur adam benzetemesi ne diyebilrim ki D&J işte çok tatlılar. :)

Her ne kadar muhteşem bir sezon finali izlediysek de ; yinede benim kafamda bir takım sorular var. Acaba 6.sezon da yazarların kafasına yine saksı düşer de heyecan olsun diye P&J D&Jen gibi alternatif ilişkiler ortaya çıkarırlar mı? Öyle bir şey yaptıkları takdirde tüm D&J hayranları tarafından mutlak ve bol acılı bir ölüme mahkum edilmeleri kaçınılmaz. :) Hatta isteyen arkadaşlarla muhtemel cinayet senaryoları hakkında konuşabiliriz.

En son olarak dilerim 6.sezonda tıpkı ilk sezonda olduğu gibi sorunsuz bir D&J ilişkisi izleriz. Kim ne söylerse söylesin Dawson Joeynin geçmişinin, bugünün ve geleceğinin çok önemli bir parçası ve yaşadığı sürecede öyle kalacak. Bunu ben söylemiyorum Joey söylüyor. :)


522 " The Abby "

Jen ve Jack ile başlamak istiyorum, tatil için bula bula Kostarika yı mı buldular. Alternatif tatil arayışı içinde Jen in anne ve babasını daveti Jeni neden bu kadar şaşırttı anlamadım. Sonuçta onlar onun anne ve babası. Gerçi bana biraz günah çıkartıyorlarmuş gibi geldi o kadar zaman aramadıktan sonra birden gökten vahiy mi indi de Jen i hatırladılar ilginç doğrusu. Jen gitmemekle doğru kararı mı verdi? Bilinmez ama Jack ve büyükannenin üzerinde kurduğu manevi baskıya bakılırsa bence her şeye rağmen denemeye değer bir yolculuk olurdu.

Pacey ve acımasız patronu arasında geçen diyalog bu bölümün favori repliği oldu sanırım. "Fırtına biç bebeğim." Pacey Witter yine kıvrak zekasını ve ince espri yeteneğini konuşturdu. Lokantanın geleceği için çok önemli olan insanlara pizza götürmesi de bütün bunların bir ürünü diye düşünüyorum. Yaptığı konuşmayla bir önceki bölümde işlediği hatayı izleyenlere unutturmuşa benziyor. Nereye baksam günün adamı ilan edildiğini görüyorum. E haksız da sayılmazlar. Alexin arabasında ki halleri Gurmelerin yanında takındığı tavır. Paceymiz yine karizmasını gözler önüne serdi.

Joeynin babasını görmeye gittiğinde orada olmadığını öğrenmesinin ardından yaşadığı şaşkınlığı Audreye anlatmadan evvel aklıma ilk sezonda Dawsonla beraber babasını ziyarete gittikleri bölüm geldi. O zaman ki Joey ile şimdiki arasında çok bir fark yok. Sadece ilk seferinde ki hırçınlığı ve kararsızlığı kaybolmuştu... Yine de hala babasına ihtiyacı olan küçük bir kız izlenimi verdi. Bu bölümde Wilderi görünce çok şaşırdım ona temelli veda ettik sanıyordum. Joeynin resim yeteneğinden hepimiz haberdardık ama ders kitaplarında örnek olacak kadar güzel kompozisyon yazdığını ilk kez öğrendim.

Dawson ın Los Angelestan aldığı teklif çocukluğundan beri düşledği şeye onu bir adım daha yaklaştırdı. Cesaretini toplayıp babasının mezarına gitmesi ve ona içini dökmesi. Dawson açısından faydalı oldu diye düşünüyorum. Son söylediği sözden sonra Dawsonın aklının kimde olduğu bir kez daha anlaşıldı. "Onu seviyorum onunla olmak istiyorum." Bu sözün üstüne tek bir kelime edemem.


521 "After Hours"


520 yi kaçırdım ne yazık ki ama bu haftaki bölümü izlediğimde çok sinirlendim. Her ikisi de başarılı karizmatik ve güzel yani istediği her erkeği kolaylıkla elde edebilecek iki kadın Dawson ve Paceye asılıyordu ve gördük ki bir tanesi asılmakla kalmayıp olayı daha da ileri boyutlara taşıdı. Kendi kendime dedim ki uzak durun esas oğlanlarımızdan. Tabii buldular genç yakışıklı ve toy çocukları baştan çıkarmaya çalışıyorlar çok kızdım çok!

Bir çok kişinin benimle hem fikir olduğunu düşündüğüm bir konu var ki Pacey Audrey ikilisinin dizinin en sevimli çifti olduğu ve birbirlerine çok yakıştıklarıdır. Arada bir aralarına kara kedi girse de ben yine bir araya geleceklerinden eminim. Elbetteki Audrey patronuna karşı kayıtsız kalamayan Paceye tepki göstermekte çok haklıydı. O her şeyin farkında olan zeki bir kız. Paceynin o gider gitmez patronuyla beraber olmaya devam etmesi çok yanlıştı bence ama cezasınıda çekti. Bir erkeği o durumda bırakmaktan kötü bir şey olamaz herhalde.

Dawson ve eleştirmenin geceyi beraber geçirmesi aklı sıra Dawsonın Joey e yaptığı bir misillemeydi. Sanki başkasıyla ilişkiye girince Joeyi tamamen aklından çıkarabilecekmiş gibi. Son derece aptalca bir hareketti.

Jackin ona yarardan çok zarar sağlayan cemiyetten ayrıldıktan sonra yardım istemek için yeniden oraya gitmesi ve isteğini geri çevirmeleri zaten hiç hoşlanmadığım kardeşlik cemiyetinden bir kere daha nefret etmeme sebep oldu. Eric olmasaydı eğer finallerden kalacak mıydı yani? Jen e ne oldu acaba ortalarda görünmüyor.Sezon finaline bir bölüm kala heyecanlı ve ilginç bir bölümdü. Bütün DC bölümleri gibi ne olursa olsun izlenmeye değerdi.


519 "100 Light Years From Home"


Dawsons Creekin bu bölümü beni hayal kırıklığına uğrattı 100. bölüm den daha farklı bir şey beklerdim. Geriye dönüşlerin yaşandığı sahnelerde bir çok insan gibi bende Capesideın o büyülü havasını ne kadar özlediğimi fark ettim. Bana öyle geliyor ki 6.sezon DC için uzatma dakikaları gibi olacak.

Charlie kesinlikle çok yetenekli bir çocuk tek ayağının üzerinde binlerce yalan söyleyebilme kabiliyetine sahip. Jen den sonra şimdide Joeye kafayı takmış durumda. Senden nefret ediyorum Charlie Todd.

Bence bölüme damgasını vuran bir laf vardı ki oda Audreynin eski erkek arkadaşı için o benim Dawsonımdı demesi. Pacey için kriptonit niteliği taşıyan bu laf D&J ilişkisini de bir bakıma özetliyordu. Bence bugüne kadar Paceynin yanına en çok yakışan ve onu her anlamda tamamlayan tek kız Audreydir. Bu arada eş ruh sözcüğünün bu bölümde iki üç kez kullanıldığını fark ettiniz mi?

Joey ve Dawsonı beraber görmeyi ne kadar çok istesem de itiraf etmem gerekir ki onların bu ne seninle ne sensiz durumları zaman zaman benide sıkıyor. Beraber olacaklarsa tam beraber olsunlar ayrılacaklarsada ebediyen ayrılsınlar tümüyle birlikte olmalarını beklerken yaşlanmak istemiyorum.

Jacke gelince her ne kadar başına gelenlerin kendi kabahati olduğunu düşünüp "Oh olsun sana." desem de onu ağlarken gördüğümde yüreğim burkulmadı dersem yalan olur. Yine de hak etti, Tobeynin Bostondan ayrılırken son ana kadar belki gelir diye gözleri yolda hüzünlü bekleyişini hiç unutamam. Son olarak yinede izlenmeye değer içinde çok fazla ip uçları barındıran bir bölümdü.


518 "Cigarette Burns"


Ben bu bölümden çok şey bekliyordum ama aradığımı bulamadım yine de iyi bir bölümdü.

Joey'nin Dawson adına duygulanması çok güzeldi ve DAWSON'IN NEREDEYSE TÜM HAYATI BOYUNCA SEVDİĞİ BİR KIZ diyerek (kesinlikle Joey'i kastetti) ondan bahsetmesi çok ama çok hoştu.
Jen ve Dawson'un ilişkileri bitti ancak arkadaşlıkları sürüyor ama eskiden birbirlerine nasıl davranacakları daha netti şimdi biraz bocalıyorlar.

Charlie herkesi etkilemeyi başarmış ben hariç Joey'i onun yanında görmekten hiç hoşlanmıyorum aslında onu dizideki hiç bir kızın yanına yakıştırmıyorum ya o da ayrı bir konu. Bence Joey'e söylediği şey şaka değil içinden geçen gerçek düşünceleriydi. Öyle bir tipin aklı ancak sekse çalışır ve istediğini elde etmek için de elinden geleni yapar buna masum çocuk rolü oynamak ta dahil.

Eleştirmen kadına gelince bence Dawson gibi yakışıklı bir çocuğu öpmek için fırsatçılık yaptı. Bu Film için Dawson'un işine yarar mı bilemiyorum ama eleştirmenin bu öpücükten çok memnun kaldığı çapaçık ortada.

Pacey ve Audrey bu ne hız bu ne aşk diyorum yine. 18 Yaşında 27-57 erkek böyle bir durumda yaşamını yatak odasında geçiriyor olması gerekirdi herhalde. Gerçek rakamın 5 olduğunu öğrendik ama Joey ile kıyaslayınca o bile fazla.

Benim en çok etkilendiğim sahne jeneriğin beyaz perde üzerinden akmasıydı. Tabii Dawson'ın konuşması ve Joey'nin ona bakarken ki yüz ifadesi benim açımdan ayrıca mutluluk vericiydi.


517 "Highway to Hell"
(Tekrar)

Jen ve Dawson'ın ayrılması kaçınılmazdı ve sonunda gerçekleşti. Zaten aralarındakinin aşk olduğu da söylenemez di. Hayatlarındaki zor bir dönemi atlatmak için birbirlerine ihtiyaçları vardı. Ruh halleri düzelince ilşkileri de bitti.

Joey bu bölümde yine içindeki tuhaf kişiliği kısa süreli de olsa ortaya çıkardı. Bir çok kişinin aksine ben Katie Holmes'un sesini beğenmiyorum. Audrey ve Pacey sanki uzun zamandır hiç kimseyle cinsel ilşkiye grmemiş gibi davranıyorlar. Bu ne hız nasıl bir aşktır anlamadım ama yinede yeni favori çiftim onlar.

Charlie pislik kelimesini sonuna kadar hak etsede itiraf etmek gerek ki enteresan bir çekiciliği var. Kim o bebek suratın ardında gizlenen bir serseri olduğunu tahmin edebilir ki.

Dawsonın Capeside karşılaştığı manzara elbetteki ilk başta kabul edilebilir bir durum değil fakat Dawson her zamanki gibi olgunluğunu gösterdi ve duruma alışmaya çalıştı. En azından bana öyle geldi. Joenin yaptığı resimlere bakarkenki yüz ifadesi Joe ile her karşılaştığında söylediği basit ama anlamlı sözler ilşkilerine dair umudumu iyice artırıyor.

Yalnız 4.sezonun sonları ve 5.sezonda beni çıldırttan bir şey var ki Lillian Allhım o ne şeker bir bebek öyle her seferinde yanımda olsada sevsem diye düşünüyorum. Kimin bebeği acaba? Son olarak diyorum ki Dawson & Joey ve daha çok Dawson & Joey.


516 "In a Lonely Place"
(Tekrar)

Hepiniz gibi ben de bu hafta 519 u beklyordum, televizyon başında keyif ve heyecanla oturuyordum ki 516. bölümün tekrarıyla karşılaştım. Bu bölüm benim açımdan umutların tavana vurduğu bir bölümdü. Açılış sahnesinde Joe ve Dawson'ı eski günlerdeki gibi aynı odada film seyrederken görmek bana ilk sezonların o unutulmaz sahnelerini hatırlattı.

Audrey'nin Joey'nin başına gelenlerden kendini sorumlu tutup Pacey ile yaşadığı 'muteşem' :) seksin bir tür kozmik dengesizlik yarattığını düşünmesi beni çok güldürdü. Yalnız bu düşünceden Joey ile olan arkadaşlığına ne kadar önem verdiğini çıkarabiliriz ve bu da bence çok hoş.

Jen ve Audrey'nin müzüsyenler karşısında takındıkları tavır hiçte bölüm özetlerinde yer aldığı gibi ilşkilerini riske atacak gibi değildi. Joe ve Profesöre dönecek olursak yanılmıyorsam Wilder ı bu bölümde son kez gördük. (Aman ne üzüldüm :)) Veda sahneleri uzun ve sıkıcı bir edebiyat uyarlaması gibiydi. E insan edebiyat profesöründen başka nasıl ayrılabilir ki?

Jack ve Paceynin gay bar macerası ilginç ve görülmeye değerdi. Sanırım Paceynin çekiciliği sadece karşı cinsi etkileyebilecek düzeyde gerçi amaç sadece dış görünüşse; Jackin yanında Paceynin lafı bile edilmez. Yinede Paceymizin ayrı bir seksapeli var. Jackin Audreyi için söyledikleri geç te olsa Paceynin olayları anlamasını sağladı.

Jen ve Dawsonın ilşkilerinde tutku var mı? Yada yok muyu konuşmaları anlamsızdı çünkü onları birbirlerine bağlayan şeyin sex ve geçirdikleri zor dönemi beraber atlatma isteği olduğunu her ikiside çok iyi biliyordu. Özetele izlenmeye değer keyifli bir bölümdü.

Münire
munired@ixir.com